Bir Bursa Kaçamağı

27 Mar

Bir hafta sonunu çalışmadan geçirme şansınız olsa, hep aynı giden hayatınıza bir değişiklik katmak isteseniz, kısa süreliğine bir yerlere gidesiniz varsa… aklınıza en son gelen yer belki Bursa olurdu.

Peki, canınız çok İskender çektiyse? “N’olacak İstanbulda’da var.” Ama bu pakette hem mekân değişikliği, hem İskender, hem de thermal havuzlar var. Bizimkileri, işte böyle kandırdım. Meğer içlerinden “Yaşlandık mı? Niye Bursa?” diyorlarmış. Gene de eğlendiler ya da bana iyi numara çektiler:)

Sizin de yolunuz Bursa’ya düşerse…

Biz, çoğu otelin bulunduğu Çekirge Mahallesi’ndeki Marigold Otel’de yer ayırttık ve çok memnun kaldık. Bunun dışında, yenilenen Çelik Palas’ı nostalji isteyenler için önerebilirim. Ancak yakında açılacak olan Hilton sanırım bundan sonra Bursa’ya gideceklerin ilk tercihi olacak.

Gider gitmez, otele eşyalarımızı atıp, soluğu eski garajın oradaki Cemal & Cemil Usta‘da aldık. Kime sorsanız, zaten İskender için burayı öneriyor. Servis ve yemekler tek kelimeyle harika.

Aynalı Çarşı’dan vitrin manzaraları

Taksiyle merkeze gidip bir-iki saatte Ulu Camii, Tophane, Kapalı Çarşı, Aynalı Çarşı, Kozahan’ı gezebilirsiniz.

Kozahan

Ardından Setbaşı’ndaki Irgandı Köprüsü ve yürüme mesafesindeki Yeşil Türbe ile Yeşil Camii’ye gidebilirsiniz.

Setbaşı’nda bir sokak arası

Floransa’daki Ponte Vecchio’nun aynısı Irgandı Köprüsü

Bir öneri; sora sora tarihi Mahkeme Fırını‘nı bulun ve susamlı çubuklarından, halka kurabiyelerinden, cevizli lokumundan afiyetle yiyin.

1892’de kurulan Mahkeme Fırını

İncir reçeli, akide şekeri ve Marşal pastası ile ünlü Ulus Pastanesi de soluklanmak için doğru bir adres.

Armut Kurabiyesi

Marşal Pasta

Akide şekerleri

Şehir gezimizi bitirince, oteldeki SPA’ya koştuk. Sauna, şok duş, buhar odası, buz çeşmesi, thermal havuz ve Cemile Hanım’dan şahane bir kese:)

Pembe-beyaz olduktan sonra, Şey Pub‘a uğrayıp biraz kendinize gelebilirsiniz. Hele de hava güzelse dışarıdaki barına bayılacaksınız. Biz, akşam yemeği için, Mudanya sahildeki Erol Balık’a gittik. Yarım saat uzaklıktaki bu sevimli restoranda tuzda balık yemenizi tavsiye ederim.

Ertesi sabah maalesef benim için çok erken bir saatte kalkıp, Tarihi İnkaya Çınaraltı Çay Bahçesi’ne gittik. Gerçi ballı kaymağı görünce uykum açıldı. Tam herkes kahvaltı masasına saldıracakken, “Durun! Blog için fotoğraf çekmem lazım” demek ne kadar zordu siz tahmin edin:)

Önerilerinden ötürü İlkin Selçuk’a ve fotoğraflarını kullanmama izin verdiği için Burcu Akyüz’e teşekkür ederim:)

Bir Yanıt to “Bir Bursa Kaçamağı”

  1. ilkin Mart 27, 2012 17:37 #

    Bir dahaki sefere teleferikle Uludağ’a çıkıp “kendin pişir kendin ye” yapmayı, Kafkas’ın Hürriyet semtindeki yerinden her çeşit kestane şekeri almayı, yarım saat mesafedeki tarihi Cumalıkızık köyüne gidip köy evlerinde köy kadınlarının yaptığı gözlemelerden yemeği ve özellikle frambuaz mevsiminde kendi yaptıkları reçelleri almayı, eski adı Trilye olan Zeytinbağı’nda balık yeyip ara sokaklardaki eski evleri fotoğraflamayı, Bursalıların “taanlı” dedikleri tahinli pideyi özellikle Muradiye semtindeki fırından alıp yemeği şiddetle öneririm.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: