Arşiv | Giyerken (Bazen de giyemezken)… RSS feed for this section

“Utanç Yürüyüşü” nedir bilir misiniz?

20 Ara

Esas oğlan ve esas kız bir yılbaşı partisinde tanışırlar. Bakışmalar, gülüşmeler, o sırada çok anlamlı gelen ama ertesi gün düşünüldüğünde insana içkiyi bıraktırtacak flörtöz sözler vs. Gecenin sonunda esas kız (ki birazdan anlaşılacağı üzere kendisini Türkan Şoray asla oynayamaz), hafif bir nazlanmayla esas oğlanın evine gider. Olaylar gelişir… Günün ilk ışıkları ile kendine gelen esas kız sürünerek banyoya gider. Aynada karşılaştığı yüz karşısında sessiz bir çığlık atar. Esas oğlan ayılıp da onu bu haliyle görmeden, oradan hemen kaçmalıdır. Alelacele toparlanıp, hâlâ horul horul uyuyan esas oğlanla gizemli bir vedalaşma sahnesi çeker ve evden çıkar. Sokakta günlük işlerini halleden insanların arasından gece kıyafeti, topuklu ayakkabıları, akmış rimeli ve kuş yuvasını andıran saçları ile ilerler. Ve işte o an, esas kızın “utanç yürüyüşü” başlar.

suzan kazlow

Walk of Shame

Yılbaşı yaklaşırken, “Ne giyeceğim?” telaşı sardı mı sizi de? İşlerin tavan yaptığı bu dönemde vakit yaratıp mağaza dolaşmak ayrı bir dert, hele bugünkü gibi fırtınalı, karlı, buzzz gibi bir havada. “Amaaan nasıl olsa giyebileceğim bir siyah elbisem vardır…” inancıyla direnç gösteriyorum. Ama yaklaşmakta olan senaryoyu da bal gibi biliyorum: Son gün gelir, herkesin özenip yeni bir şeyler aldığını öğrenince, içimi bir pişmanlık kaplar. En yakındaki mağazalara koşup, karşıma ilk çıkan şeyi alırım. Ama panikle seçtiğim bu kıyafet de yılbaşından sonra bir daha hiç giyilmeyenlerin arasında yerini alır.

Harvey Nichols’ın 2011 yılında çıkardığı bu reklam, yeni yıla az bir zaman kalmışken, belki hepimize silkelenip kendimize özen göstermemiz için gerekli motivasyonu verir…

Boşanmaya son!

17 Tem

Konuşmaktan yorulduğumda, canım sıkkın olduğunda, ağlamanın eşiğindeyken, hep keşke alnıma “Kapalıyız” yazan bir post-it koysam ve bana bakar bakmaz herkes mesajı alsa derdim. Sağ olsun bilim adamları, benim ve sanırım milyonların bu sorununa kafa yormuş ve olabilecek en sempatik çözümü üretmişler.

Artık aklınızdan geçenleri ağzınızı bile açmadan karşınızdakine ifade etme imkânınız var. Bütün evlilikler kurtuldu:) Kavga yok, laf sokma yok, sözlerimi çarpıtıyorsun yok. Bir kulak hareketiyle tüm sorunlar çözülecek. Abartıyor muyum? Mümkün olmadığını mı düşünüyorsunuz? O zaman siz hiç evinizde hayvan beslememişsiniz.

Necomimi kulakları buradan satın alabilirsiniz.

Ah bu kadın vücudundan hiç anlamayan modacılar…

5 Tem

Bir süredir deadline’lar ve davul gibi şiş boğazla bitkin haldeyim. Bu yüzden de blog’a iki gündür yeterli ilgiyi gösteremedim, ama aslında biriktiriyordum. Her okuduğuma, izlediğime, gördüğüme homurhomur söylenerek, bunu muhakkak yazmam lazım diyordum. Şimdi sıradan gidiyorum…

Christian Dior’un yeni tasarımcısı Raf Simons ilk kreasyonunu tanıttı. Oley! Ne kadar önemli bir şeymiş bu, sanal alemde kimse başka konu yazmaz oldu. Defileye katılanlara bakınca, insan inanamıyor. Daha başarılı olup olmayacağı belli olmayan bir adam için, bu heyecan niye? Kesin %99’u, “eğer kötü çıkarsa, orada olup eğlenceyi kaçırmayalım,” derdinde. Bir de bu moda dünyası hiç hatırşinas değilmiş, ne çabuk unuttular Galliano’yu.

Gelelim kıyafetlere, uzun yıllardır moda dünyasındaki deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, bu kadar tantana ne için anlamadım. Yani bazıları güzel de görmediğimiz şeyler mi?

Gördüğümüz şeylere örnek

Bazı tasarımlar da şu erkekler kadın göğsünden hiç anlamıyor dedirten cinsten! O iskelet gibi kızlarda bile tam oturmayan, şekilsiz üstler, herhangi bir kadında nasıl duracak? İki tane nokta koyunca olmuyor canım, sığmıyooooor. Bir de bazılarına külah koymuş ki gülmekten gözümden yaş geldi.

Sonuç olarak, defilede kıyafetlerden çok dekor benden puanı aldı 🙂

Bugün benim doğum günüüüm!!!

26 Haz

Ama bu yazının bu konuyla hiçbir alakası yok 🙂 Sadece içimden geldi yazmak. İnsan acayip havaya giriyor doğum gününde. Arayan, soran, mesaj atan… Akşam da pasta yiyorsun, daha ne olsun?

Bu yazı ise Paris’in devamı, hâlâ süren iki sergi hakkında ama bunlar bildiğiniz sıkıcı sergilerden değil. Paris’teyken, Degas’nın nüları ve Matisse’in “Pairs and Sets” sergilerinin dışında, müze gezmeyi sevmeyenleri bile cezbedecek iki sergi gördüm.

 Grand Palais 

İlki, 1920 doğumlu Helmut Neustädter’in sergisiydi. Nazi Almanyası’ndan kaçıp Avustralya vatandaşı olan Helmut, hepimizin bildiği Newton soyadını da o zaman almış. Vogue, Harper’s Bazaar, Playboy gibi sayısız dergiye çektiği fotoğraflarının ortak özelliği erotik, sadomazoşist, fetişist içerikleri. Seçtiği modeller, seksenlerden bekleneceği ölçüde heykelsi, seksi ve kadınsı. Son yıllarını geçirdiği Chateau Marmont otelinin park yerinden çıkarken ani frenle duvara çarpıp 83 yaşında hayata veda eden Newton, hâlâ en çok taklit edilen fotoğrafçılardan biri. 30 temmuz’da bitecek olan bu sergiyi kaçırsanız bile, Berlin’e yolunuz düşerse, Helmut Newton Foundation‘a uğrayabilirsiniz.

Görevlinin “Fotoğraf çekmek yasak!” bağırtısıyla panik olup sergiden çekebildiğim tek kare:)  

Karısı ve mankenler ile birlikte bir otoportre, 1981

Catherine Deneuve, 1976

David Lynch & Isabella Rossellini, 1986 (Blue Velvet)

A Scene from Pina Bausch’s Ballet, 1983

Big Nude III (Henrietta), 1980

Bu fotoğrafı görünce önünden ayrılamadık ve bir kere daha fark ettik ki, Charlotte Rampling gelmiş geçmiş en güzel kadın. (1973)

Diğeri ise, eylül ayında sona erecek olan “Louis Vuitton-Marc Jacobs” sergisi. Günümüzde Louis Vuitton deyince, aklımıza bir şahıstan önce modaevi geliyor. Hâlbuki Louis, iyi niyetli bir girişimci. 1854’te, dönemin ünlü modacısı Worth’ten giyinen bayanların birkaç parçadan oluşan kıyafetlerini taşıyabilmeleri için sağlam ve hafif valizler yapıyor. Bugün bazılarının bayıla bayıla aldığı, bazılarının da “zevksizlik” olarak gördüğü monogram tasarımlı valizler ve çantalar ise mecburiyetten çıkıyor. Kısa sürede, taklitleri o kadar çoğalıyor ki, Louis ve oğlunun kafası atıyor, “LV”yi basıyorlar çantaların üstüne.

Sergi broşürü

Sergide gösterilen valizlerin hepsi birbirinden güzeldi, ben özellikle içinden yatak çıkanı beğendim. Uçak mı rötar yaptı? Aç yatağını, al kitabını, bir de kokteyl… Tam benlik:) Marc Jacobs 1997’den beri modaevinin başındaymış, günümüzde her 2-3 sene de bir sektör içinde yaşanan sirkülasyon düşünüldüğünde büyük bir başarı.

Serginin özellikle küratörünü kutlamak gerek; duvarlardaki alıntılar, video enstalasyonları, kıyafetlerin sunumu bir bütün olarak insanı içine çekiyor.

Les Arts Decoratifs

Happy Friday!

25 May

Hafta sonuna bir şarkı ile girmek gerekir diye düşündüm. Hani yolda yürürken, alışveriş yaparken, metroda giderken, spor salonunda koştururken, ağzına kadar dolu dolaba bakıp giyecek hiçbir şeyim yok diye düşünürken bu şarkı size eşlik etsin istedim. Hafta sonunuz eğlenceli, sakin, maceralı, tekdüze, gürültülü, sessiz, tutkulu, huzurlu geçsin:)

Ve hep bir ağızdan… 

I recommend getting your heart trampled on to anyone
I recommend walking around naked in your living room
Swallow it down (what a jagged little pill)
It feels so good (swimming in your stomach)
Wait until the dust settles

You live you learn
You love you learn
You cry you learn
You lose you learn
You bleed you learn
You scream you learn

I recommend biting off more then you can chew to anyone
I certainly do
I recommend sticking your foot in your mouth at any time
Feel free
Throw it down (the caution blocks you from the wind)
Hold it up (to the rays)
You wait and see when the smoke clears

You live you learn
You love you learn
You cry you learn
You lose you learn
You bleed you learn
You scream you learn

Wear it out (the way a three-year-old would do)
Melt it down (you’re gonna have to eventually anyway)
The fire trucks are coming up around the bend

You live you learn
You love you learn
You cry you learn
You lose you learn
You bleed you learn
You scream you learn

You grieve you learn
You choke you learn
You laugh you learn
You choose you learn
You pray you learn
You ask you learn
You live you learn

Pul koleksiyonu

24 May

İngiltere’nin posta servisini (Royal Mail) hep sevmişimdir. Herkes sıraya girer, kimse kimseyi ittirmez, önüne geçmeye çalışmaz, attığın mektup kaybolmaz, 2 metre kart da koskoca kutu da yollasan ekstra para ödemene gerek olmadan yerine ulaşır.

Şimdi ise gözüme daha bir sempatik gözüktüler. Biz de kimsenin aklına bile gelmeyecek, sadece koleksiyonerlere değil, mektup yazmayı e-mail’e tercih eden herkese hitap eden bir pul seti çıkarmışlar. İngiliz Modasını desteklemek amacıyla çıkartılan bu pullar, 10 ünlü modacının ikonik tasarımları ile süslü.

Merhum Alexander McQueen’in 2009/2010 “Horn of Plenty” adlı koleksiyonundan herkesin gardırobunda olması gereken siyah ördek tüyleri ile bezenmiş bir tasarım.

70’li yıllardaki punk modasının öncülerinden Vivienne Westwood’un tartan desenli elbisesi. Bugün Kraliyet Onur Nişanı’na sahip olan Westwood ile 1980’lerde bir televizyon programında nasıl dalga geçildiğini birkaç sene önce BBC tekrar yayınlamıştı. Yeri geldi, paylaşayım da rezaleti görün dedim – YouTube sağ olsun.

1960’lardan Jean Muir tasarımı anvelop elbise. Acaba, Diane von Fürstenberg bunu görüp birazcık arakladı mı?

II. Elizabeth’i hem düğününde hem de taç giyme töreninde giydiren Norman Hartnell.

Zandra Rhodes, Prenses Diana’dan Freddie Mercury’e kadar farklı tarzda pek çok kişiyi giydirmiş çılgın bir modacı (Ne demek istediğimi anlamak için ismine tıklamanız yeterli). Bu altın renkli elbisesi ise, 1981 yılındaki “Elizabethan” koleksiyonundan.

Saville Row‘un ısmarlama usulü çalışan terzilerinden Tommy Nutter’ın Ringo Starr için özel olarak tasarladığı bir takım.

1966’da açılan bu butik için günümüzün “Opening Ceremony“si diyebiliriz.

Ossie Clark ve bir dönem eşi Celia Birtwell hakkında okunacak çok kitap, yazılacak çok söz var. Bunun için ayrı bir post gerekir:)

“2011: A Space Odyssey” filminin de kostümlerini yapan Hardy Amies, daha çok Saville Row’da erkekler için yaptığı ısmarlama tasarımları ile tanınıyor. Bir de, Victoria&Albert Müzesi’nin yakın zamanda tekrar bastığı kitabını tavsiye edebilirim: ABC of Men’s Fashion

Düşünmeden harcayacak kadar param olsa, alışveriş yapacağım üç tasarımcıdan biri Paul Smith ve klasik mavi takımı.

Şimdi bana Londra’dan mektup yazacak birine ihtiyacım var…

65. Cannes Film Festivali Soruları – 2

22 May

Herhalde bu soruyu basın grubunda olsam soramazdım. Aslında tam Fashion Police programından Joan Rivers’lık bir soru bu. Özetlemek gerekirse: Çıkmadan önce aynaya baktıklarında akıllarından acaba ne geçiyordu? Göğüs dekoltesini hepimiz severiz. Örneğin, Salma Hayek bu konuda uzman bir kişiliktir. Ama bu fotoğraflardakilerde göze hoş gelmeyen bir görüntü yok mu sizce de ?

Diane Kruger

Hayley Atwell

Jada Pinkett Smith

Paz Vega

Bir de buna bakın…

Proof that men can pay attention to two things at once!