Olmuyor, olmuyor, olmuyor

30 Eki

Gene yazamadım. Ben iki işi aynı anda yapamayan kadınlardanım. Sanırım türümün de tek örneğiyim. Kadınların en gurur duydukları bu özellik, bir şekilde bana geçmemiş. Yani, aynı gün hem muazzam bir yemek hazırlayıp, hem yetiştirmem gereken işleri bitirip, hem kuaföre gidip, hem spor yapıp, hem bir arkadaşımın zor gününde ona destek olamıyorum. Birini seçip, onda ilerliyorum. Hepsini yapmayı denediğimde, panik atak, insomnia, güvensizlik, hipokondri baş gösteriyor ve pes edip tümden bırakıyorum.

Son zamanlarda gene başka bir işe konsantre olmuştum. Bugün ilk aşaması tamamlandı ve “Amanın blog!” diye vicdan yaptım. Bugünkü post kısa kısa…

  • Ya Dorian Gray gibi ruhumu satcam ya da Fransız kadınları gibi kendimi doğal yaşlanma sürecine bırakacağım. Kararsızım. Bu günlerde sanki her aynaya baktığımda yüzümde yeni bir çizgi çıkıyor. Yeni okudum, Retinol diye mucize bir şey varmış. Tek umudum sensin Retinol.
  • Deli gibi Newsroom seyrediyorum. Hâlâ başlamadıysanız, kaçırmayın!
  • Yeni eve taşınma sürecimiz tüm yavaşlığıyla devam ediyor. Duvar kâğıdı araştırmalarım sırasında, İstanbul’da bir tane bile farklı seçenekler sunan mağaza olmadığını fark ettim. Diğer yandan, bu siteye bayıldım. Sadece bakması bile keyifli, ama belki gün gelir sizin de ihtiyacınız olur.
  • Downton Abbey çılgınlığı başlasıııın. Yemek kitabı bile çıkmış. 8 bölümden oluşan akşam yemekleri hazırlamaya hazır mısınız?
  • Amerika’da seçim heyecanı sürerken, bakın ne muazzam işler çıkıyor.

Hafta sonu şarkısı

5 Eki

Sanırım Çarşamba akşamından beri yaşanan gelişmelere en iyi cevabı bu şarkı verir…

Imagine there’s no heaven
It’s easy if you try
No hell below us
Above us only sky
Imagine all the people living for today

Imagine there’s no countries
It isn’t hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
Imagine all the people living life in peace

You, you may say
I’m a dreamer, but I’m not the only one
I hope some day you’ll join us
And the world will be as one

Imagine no possessions
I wonder if you can
No need for greed or hunger
A brotherhood of man
Imagine all the people sharing all the world

You, you may say
I’m a dreamer, but I’m not the only one
I hope some day you’ll join us
And the world will live as one

Bugün bir şey yazasım yok!

4 Eki

via personal message

Ne kadar süre cep telefonuna bakmadan durabilirsin?

3 Eki

Uno oyununun kaç arkadaşlığı, evliliği gözlerimin önünde bitirmesini seyrettim. Ama bu seferki daha zorlu bir sınav. Önce evde tek başına kendini sınamakta fayda var. Ne de olsa bu sadece para veya gurur meselesi değil. Eğer kaybederseniz, o bir türlü kurtulamadığınız bağımlılıklarınızın üstüne bir yenisi daha ekleniyor: Sigara, kahve, çay, kola, Eti Puf, ofisteki yakışıklı çocuk ya da taş kız ya da ikisi birden, Facebook veee… Bu yüzleşmeye hazır mısınız?

Kurallar:

  1. Oyun yemeğin başında başlar.
  2. Herkes telefonunu ters çevirip masanın ortasına koyar.
  3. Yemek boyunca kimse telefonuna dokunamaz.
  4. İlk pes eden, herkesin yemeğini ısmarlar.
  5. Eğer kimse hamle yapmazsa, herkes kendi yediğini öder.
  6. Oyun, hesap geldiğinde biter.

Natali

2 Eki

Her sabah kalkar kalmaz aklıma ilk gelen şey, “Acaba akşam ne yesem?” olur. Beni çalışırken motive eden tek düşünce de budur. Yemek yemeye meraklı olmayanları anlamakta zorlanırım. Bizim grupta, televizyonun karşısına hazırlanan bir masa bile keyifli olmalıdır. Bu yazıyı, yemek yapmayı ve yemeyi sevenler için yazıyorum. Hatta yemek yaptırmayı sevenler de okusun. Etrafınızda benim gibi sipariş almaya meraklı biri varsa, kitabı ona verirsiniz. Zaten herkes yemek yapacak diye bir kural yok. Asıl büyük yetenek, önüne ne kadar başarısız bir yemek konulursa konulsun iltifat etmeyi becerebilmekte.

Geçen yazdan beri içindeki çoğu tarifi denedim, hepsi tuttu. Hiçbirini yapmasanız bile, Can Cömert’in çektiği fotoğraflara bakmaya doyamayacaksınız. Kağıdı, kapağı, tasarımı ile bir koleksiyon kitabı.

“Benim için bir sevgi kitabı bu. Anneme karşı bir minnet duygusu. Ona ithafen yazdım. Paylaşmanın, birlikteliğin ve dostluğun önemini vurgulamayı amaçladım. Bunun benim için ne kadar değerli olduğunu hem aileme hem çocuklarıma göstermek istedim.” –Milliyet Cadde

Lise Yılları…

1 Eki

“En iyi 50 Lise Filmi” diye bir liste buldum. Vaktiniz olunca, kesin göz gezdirin derim. Unuttuğunuz bazı filmleri tekrar anımsamak ve kendi kişisel tarihinize bir yolculuk yapmak açısından eğlenceli. Birinci kesinlikle sürpriz olmadı. Şaşırtıcı olan listedekilerden sadece 33 tanesini seyretmiş olmamdı, bu türde hâlâ eksiklerimin olması güzel tabii. En kısa zamanda dondurma, popcorn, çikolata, cips stoklayıp açığımı kapatmayı planlıyorum.

The Breakfast Club

Bu arada benim kalbimdeki birinci her zaman ve her zaman “Ferris Bueller’s Day Off” olmuştur. Şu videoyu sonuna kadar bir seyredin: Ferris’in mimikleri, tavrı, saçı, dansı… hangi liseli kız onunla okulu kırmak istemez?

İtiraf ediyorum, yelek biraz rüküş 🙂

Hafta sonu şarkısı

28 Eyl

1927 – 2012

Music to Watch Girls By, Where Do I Begin?, Born Free gibi bazılarının “asansör müziği” diye tanımlayacağı ama bir kesimimizin de nerede çalarsa çalsın avazı çıkığı kadar bağırarak söyleyeceği şarkıları, ama en önemlisi de “Moon River”ı seslendiren Andy Williams salı günü vefat etti. Dolayısıyla bu hafta sonunun şarkısı başka bir şey olamazdı…

Bu şarkıyı, bir gün New York’a gidip, siyah elbisesi, incileri ve büyük gözlükleri ile kahve ve kruvasan eşliğinde Tiffany&Co’nun önünde kahvaltısını yapmak isteyenlere, ama özellikle Sedo’ya adıyorum…

Moon river, wider than a mile
I’m crossing you in style some day
Oh, dream maker, you heart breaker
Wherever you’re going, I’m going your wayTwo drifters, off to see the world
There’s such a lot of world to see
We’re after the same rainbow’s end, waiting, round the bend
My Huckleberry Friend, Moon River, and meMoon river, wider than a mile
I’m crossing you in style some day
Oh, dream maker, you heart breaker
Wherever you’re going, I’m going your wayTwo drifters, off to see the world
There’s such a lot of world to see
We’re after that same rainbow’s end, waiting, round the bend
My Huckleberry Friend, Moon River, and me