Tag Archives: Ayşe Arman

Bu yazıyı okuyun!

29 May

Statica sayesinde okuğum Ayşe Arman’ın bugünkü yazısını, belki benim gibi günün keşmekeşinde gözünden kaçıranlar vardır diye koymak istedim. Umarın vakit ayırıp okuyabilirsiniz: Kürtaj da, sezaryen de politikacıların değil kadınların meselesi! 

No need to become Woody Allen…

23 Oca

Ayşe Arman’ın oğlu ile yaptığı röportajdan sonra, bir daha filmlerini seyretmeyeceğime söz vermiştim. “Buraya kadarmış, zaten artık yaşlandı, kaç film daha çekebilir ki, eh son filmine de bayılmadım,” gibi düşüncelerin de verdiği gazla bu kararımın çocuk oyuncağı olduğunu sanıyordum.

Ama bu bir bağımlılık. Nasıl filmlerinde kadınlar anlamsız bir şekilde ona sırıl sıklam aşık oluyorlarsa, ben de zaman zaman filmlerini açıklayamadığım nedenlerle özlüyorum.

“Sliding Doors”da Helen (Gwyneth Paltrow), yönetmenin severek uyuz olduğumuz o çok tanıdık karakterini bir sahnede özetler:

Helen, tuvalet masasının üzerinde neden bir şişe brendi ile iki bardak olduğunu sorunca; Gerry ayağa kalkıp bir sürü soru, suçlama ve hayal kırıklığı içeren cümleyle yağ gibi üste çıkar. Helen da sinema tarihine geçecek bir karşılık verir:

“Tanrı aşkına Gerry. Sana basit bir soru sordum; Woody Allen’laşmana lüzum yok.”

Dayanamayıp tekrar seyrettiğim “Deconstructing Harry” filminde de benzer bir diyalog, Woody Allen’in canlandırdığı Harry karakteri ile eşi arasında geçer:

Joan: Harry, bana sadece şunu söyle; bir tek onunla mı oldun, yoksa başkaları da var mıydı?

Harry: Hayır, bir tek Amy Pollock. Eğer yalan söylüyorsam, Tanrı canımı alsın.

Joan: Sen ateistsin Harry!

Harry: Eh, evrende tek başımızayız, ne yani bunun için de mi beni suçlayacaksın?

Joan: Kıvırmayı bırak!

Brad Bi Sus!

22 Eyl

Yaşlandıkça teyzeme benzese de sevdiğim biridir kendisi, ancak hem o hem de sevgilisi/hayat arkadaşı/ruh ikizi/çocuklarının anası bir türlü çenelerini tutamıyorlar. Angelina da 2007 yılında Vogue’a verdiği röportajda anlatmıştı da anlatmıştı¹

Sonra saygıdeğer Mrs. Wintour, yine üstüne bir kırmızı elbise giydirerek Jennifer’a içini dökme imkânı vermişti.

Şimdi de Brad dökmüş içini:

“I spent the ’90s trying to hide out, trying to duck the full celebrity cacophony. I started to get sick of myself sitting on a couch, holding a joint, hiding out. It started feeling pathetic. It became very clear to me that I was intent on trying to find a movie about an interesting life, but I wasn’t living an interesting life myself. I think that my marriage had something to do with it. Trying to pretend the marriage was something that it wasn’t.”

Pek güzel yapmış. Sonra da üstünü sıvamış:

“One of the greatest, smartest things I ever did was give my kids Angie as their mom. She is such a great mom. Oh, man, I’m so happy to have her.”

Bunları arka arkaya mı söyledi bilinmez ama gene de keşke hiç konuşmasaydı. Brad, git bizim gibi en iyi arkadaşına, annene, komşuna falan anlat. Ben sevgilime olan büyük aşkımı anlatmak için Ayşe Arman’ı mı arıyorum? “Aaaa Ayşe bizim ki büyük aşk, kesin anlatmalıyım yoksa çatlarım”.

Bak sonra toparlamak için uğraşıyorsun: “Yok canım, ben öyle demek istemedim, ah ne acı hep bu yöne çekiliyor sözlerim”. Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye…

¹

On Brad Pitt:
“I didn’t know much about exactly where Brad was in his personal life [when they met on the set of “Smith”]. But it was clear he was with his best friend, someone he loves and respects…Brad was a huge surprise to me. I, like most people, had a very distant impression of him from . . . the media.”

On how it started:

“I think we were the last two people who were looking for a relationship. I certainly wasn’t. I was quite content to be a single mom…Because of the film, we ended up being brought together to do all these crazy things, and I think we found this strange friendship and partnership that kind of just suddenly happened. I think a few months in I realized, ‘God, I can’t wait to get to work,’…We just became kind of a pair.”

On how it happened:

“And it took until, really, the end of the shoot for us, I think, to realize that it might mean something more than we’d earlier allowed ourselves to believe…Not as exciting as what a lot of people would like to believe. We spent a lot of time contemplating and thinking and talking about what we both wanted in life and realized that we wanted very, very similar things.”