Tag Archives: Brad Pitt

Bugün Türkiye’nin Durduğu An

17 Mar

Abarttım mı? Tamam, İstanbul’un durduğu an yazalım o zaman:) Bugün Fenerbahçe-Galatasay derbisi var. Sizi bilmem, ama ben unutup durdum bütün hafta. “Cumatesi bir şeyler yapalım  mı?”… Cevap hep aynıydı, maç var! Kimin maçı, hagi ülke oynuyor diye sormak anlamsız. Maç var! Futbolla olan samimi ilişkimi daha önce yazdım, gerçi seneler içinde bizim evin erkeği sayesinde (Kara Lahana‘dan bahsetmiyorum) ortalama bir Türk kızından daha çok bilgim olduğu söylenebilir. Gene de önceliklerim arasına bir türlü giremiyor:)

Dün akşam en sonunda Moneyball’u seyrettim. Bazı filmler için uygun anı yakalamanız lazımdır. İyi bir film olduğunu bilirsiniz, ama hayatın keşmekeşi içinde boş anınızı ve kafaca rahat olduğunuz bir zamanı bulmanız gerekir. İşte ben de bu film için doğru anı bekledim. Gerçek olaylara dayanan Moneyball, iki inanılmaz oyunculuğun dışında, kendi adıma konuşmak gerekirse, hiçbir bok bilmediğim bir başka oyun hakkında beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı. Sinemanın büyüsü bu olsa gerek. İtiraf etmem gerekir ki, filmi seyrederken, (Tom Cruise kadar olmasa da) kanapenin üstünde zıpladığım anlar bile oldu.

Brad Pitt’in canlandırdığı Billy Beane‘in diyalogları, bana evde sıkça tekrarlanan Bill Shankly’nin sözlerini hatırlattı: “Bazıları futbolun ölüm kalım meselesi olduğunu düşünüyor ve bu tutum beni gerçekten hayal kırıklığına uğratıyor. Sizi temin ederim ki futbol bundan çok, çok daha fazlası.”

Bu arada, beyzboldan hiç anlamama rağmen, ne kadar çok bu sporla ilgili film seyrettiğimi fark ettim: The Natural, Field of Dreams, A League of Their Own, Bull Durham, Fever Pitch, The Rookie, For The Love of The Game. Peki hâlâ nasıl olur da bir şey bile öğrenemedim..? 🙂

Brad Bi Sus!

22 Eyl

Yaşlandıkça teyzeme benzese de sevdiğim biridir kendisi, ancak hem o hem de sevgilisi/hayat arkadaşı/ruh ikizi/çocuklarının anası bir türlü çenelerini tutamıyorlar. Angelina da 2007 yılında Vogue’a verdiği röportajda anlatmıştı da anlatmıştı¹

Sonra saygıdeğer Mrs. Wintour, yine üstüne bir kırmızı elbise giydirerek Jennifer’a içini dökme imkânı vermişti.

Şimdi de Brad dökmüş içini:

“I spent the ’90s trying to hide out, trying to duck the full celebrity cacophony. I started to get sick of myself sitting on a couch, holding a joint, hiding out. It started feeling pathetic. It became very clear to me that I was intent on trying to find a movie about an interesting life, but I wasn’t living an interesting life myself. I think that my marriage had something to do with it. Trying to pretend the marriage was something that it wasn’t.”

Pek güzel yapmış. Sonra da üstünü sıvamış:

“One of the greatest, smartest things I ever did was give my kids Angie as their mom. She is such a great mom. Oh, man, I’m so happy to have her.”

Bunları arka arkaya mı söyledi bilinmez ama gene de keşke hiç konuşmasaydı. Brad, git bizim gibi en iyi arkadaşına, annene, komşuna falan anlat. Ben sevgilime olan büyük aşkımı anlatmak için Ayşe Arman’ı mı arıyorum? “Aaaa Ayşe bizim ki büyük aşk, kesin anlatmalıyım yoksa çatlarım”.

Bak sonra toparlamak için uğraşıyorsun: “Yok canım, ben öyle demek istemedim, ah ne acı hep bu yöne çekiliyor sözlerim”. Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye…

¹

On Brad Pitt:
“I didn’t know much about exactly where Brad was in his personal life [when they met on the set of “Smith”]. But it was clear he was with his best friend, someone he loves and respects…Brad was a huge surprise to me. I, like most people, had a very distant impression of him from . . . the media.”

On how it started:

“I think we were the last two people who were looking for a relationship. I certainly wasn’t. I was quite content to be a single mom…Because of the film, we ended up being brought together to do all these crazy things, and I think we found this strange friendship and partnership that kind of just suddenly happened. I think a few months in I realized, ‘God, I can’t wait to get to work,’…We just became kind of a pair.”

On how it happened:

“And it took until, really, the end of the shoot for us, I think, to realize that it might mean something more than we’d earlier allowed ourselves to believe…Not as exciting as what a lot of people would like to believe. We spent a lot of time contemplating and thinking and talking about what we both wanted in life and realized that we wanted very, very similar things.”