Tag Archives: Çin

2 Kitap Önerisi

21 May

Çin’e gitmeye karar verirseniz ya da otobiyografik kitapları seviyorsanız, bu ülke ve tarihi hakkında faklı bakış açıları sunan 2 kitap önerim var.

Geçen yaz okuduğum “Yaban Kuğuları“, 1991 basımı. Ancak yazar Jung Chang, 2003’de yeni bir önsözle tekrar kitabı yayınlamış. Anneannesini, annesini ve kendisini anlattığı sürükleyici hikâyesi, 1909’lardan 1978’lere kadar süren uzun bir dönemi kapsıyor. Jung Chang, kişisel tecrübelerinden dolayı Mao’ya ateş püskürüyor. Kitabı okuyunca, yazarın düşüncelerinden etkilenmemeniz mümkün değil. Ancak Çin’e gidince doğal olarak faklı bakış açılarıyla da karşılaşıyorsunuz. Yeni nesil, Kültür Devrimi ile ilgili daha çok Mao’nun eşi Jiang Qing ve bağlı olduğu Dörtlü Çete’yi suçluyor. Mao, hâlâ tartışılmaya açık değil. Jung Chang’ın kitabı yakınlarda İngiltere’de Young Vic tiyatrosu tarafından sahneye konmuş, ben asıl sinema uyarlanmasını görmek isterdim.

Jung Chang

Diğer kitap ise, Türkiye’de 1990 yılında basılan “Çin: Hayallerim, Hayatım”. Eva Sandberg, şair ve Komünist Parti üyesi Emi Siao’ya aşık olunca, 1940’da peşinden Çin’e gidiyor ve 2001’de ölene kadar da orada yaşıyor. Eva ve eşi, 1967’de Kültür Devrimi’nin etkisiyle yedi yıl tutuklu kalmalarına rağmen Mao’ya ve Çin Devrimi’ne olan inançlarından hiç vazgeçmiyorlar.

Eva bir fotoğrafçı, Çin’de yaşadığı süre boyunca 10.000’den fazla fotoğraf içeren bir arşiv oluşturmuş. En sevdiği konu ise Çin Operası ve bununla ilgili bir de fotoğraf kitabı var. Ancak Çin’de ne kadar arayıp taradıysam da bu kitabı bulamadım. Eva’nın anılarını okuyunca; bu pozitif, hayat dolu kadınla keşke tanışabilseydim diyorsunuz. Eşi Emi ile ilgili ilginç de bir bilgi var: Emi, Moskova’dayken Nazım Hikmet ile tanışıyor ve arkadaş oluyorlar. Meğerse Nazım, “Jokond ile Si-Ya-U” (1929) adlı şiirini Emi’den esinlenerek yazmış.

Emi & Eva Siao

Şanghay Ekspres

17 May

Evet, uzunca bir aradan sonra Şanghay yazısını en sonunda yayınlayabiliyorum. Öncelikle, doğa meraklılarına tavsiyem, Mandarin Yu Bahçesi‘ne gitmeleri.

Babasını yaşlılığında mutlu etmek için bir adamın tasarladığı bu bahçe insana, “Ne evlatlar var,” dedirtiyor. Mandarin Yu Bahçesi’ne yakın olan Çin’in en önemli üçüncü eczanesi Tong Han Chun Tang, geleneksel Çin tıbbı ile ilgilenenler için enteresan olabilir.

Tong Han Chun Tang

Açıkçası gitmeden önce sıkı bir alışveriş yapmayı planlıyordum, ancak rehberimizin uyarısı ile yıkıldım. İlaçlar, doktorların yazdıkları içeriğe göre karıştırılıyormuş. Yani, kafana göre bir şey almak yok, mazallah gidiverirsin. Özetle, önce iyi bir Çinli doktor bulun!

Jade Buda Tapınağı

Jade Buda Tapınağı’nda gruptaki herkes, hayatlarında gördükleri en güzel Buda heykeli ile karşı karşıya olduğunu itiraf etti. Yeşim taşından yapılmış olan bu heykelin yüzündeki ifade o kadar güzeldi ki, uzun bir süre bakmaya doyamadık. Ve tabii ki, fotoğrafını çekmek yasaktı.

Suzhou

Ertesi gün, doğunun Venedik’i olarak bilinen Suzhou şehrine gidiyoruz. Yaptığımız kanal turunda, gerçekten de 20 küsur yıl önce Venedik’e gittiğimdeki deneyimi yaşadım. Bir yandan fotoğraf çekmek, diğer yandan nehirden gelen pis kokuyu tıkamak için çeşitli akrobatik hareketlere başvurdum. Bu kanal turu yerine, sokaklarda turlamanızı tavsiye edebilirim.

İpek endüstrisinin merkezi olan 2500 yıllık bu şehir, 2 milyon nüfusa sahip. Suzhou İpek Fabrikası ise, kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Daha gitmeden, herkes buradan ipek yorgan almamızı öğütlemişti. İyi de nasıl taşıyacağız? Vakumluyorlar. Rehberin anlattığına göre, Lady Diana ve Prens Charles’ın çeyizi bile buradan alınmış. Bizim ne eksiğimiz var:) Şöyle düşünün; 1m² ipek için 800 koza, bir yorgan için 8000 koza gerekiyor. Eskiden her gün sadece 2,54 cm yapılabiliyormuş, bugün bilgisayarlarla daha hızlı örmek mümkün.

Ardından gittiğimiz, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Humble Administrator’s Garden‘ı gezerken, benim açımdan şaşırtıcı bir bilgi de öğrendim. “Bonsai” diye bilinen küçük saksılarda yapılan ağaç budama sanatı, Japonya’da değil, Çin’de ortaya çıkmış. Penjing adıyla biliniyor ve en az üç yıl gibi bir süre eğitim aldıktan sonra öğreniliyor.

Çinlilere göre, eğer şanslıysan; Suzhou’da doğarsın, Hangzhou‘da yaşarsın, Guangzhou‘da yersin ve Luzhou‘da ölürsün. Diğer yerlere gitmediğim için, kesin bir şey söyleyemeyeceğim:) Ama günümüzde gençler bu deyimi biraz değiştirmişler: Amerikalılar gibi para kazan, Çinliler gibi ye, Japon karın olsun, İngilizlerin evinde otur. Bunu Türkiye’ye uyarlamak isteyen var mı?


Not: Akşam yemekleri için gittiğimiz, T8 Restoranı ve M on The Bund’ı tavsiye edebilirim.

Kırmızılı Kadın

25 Nis

Gelinlik ve düğünler ile aranız nasıl olursa olsun, Vera Wang’in işini iyi yaptığını herhalde inkâr edemezsiniz:) Asya pazarına girmeye hazırlanan Vera Wang, ilk adımı en meşhur olduğu alanda atmış.

Geleneksel gelinlik renginin kırmızı olduğu Çin’i düşünerek hazırladığı koleksiyonuna, “Tatlı hayaller” anlamına gelen “Mei Meng” adını vermiş. 2013 yılında evlenmeyi düşünenler, kırmızı kuşak bağlamayı bir üst seviyeye taşıyarak tepeden tırnağa kırmızı olabilirler. Demet Akalın bilseydi, eminim beklerdi:)

Bu arada benim Çin’de gördüğüm gelinler sanırım pek geleneksel değillermiş…

Tek bir sebep vermem gerekirse…

19 Nis

Eğer Çin’e gitmek için tek bir sebep vermem gerekirse… Terra Cotta askerleri. Peki bunlar nerede?

13 imparatorluğun başkentliğini yapmış ve hani o meşhur İpek Yolu’nun başlangıç noktası Xi’an’da.

200 yıllık Çin tarihi için Şanghay’a, 500 yıllık Çin tarihi için Pekin’e, 5000 yıllık Çin tarihi için ise Xi’an’a gitmek lazım deniyor.

Bugün 8.3 milyon nüfuslu Xi’an, 43 tane üniversite ve enstitünün bulunduğu bir üniversite şehri. Ülkenin buğdayı burada yetiştiriliyor, dolayısıyla noodle ve dumpling cenneti. Ama bu konuya daha sonra geleceğim:)

İlk Çin hükümdarı Qin Shi Huangdi, 39 yaşındayken 7 farklı krallıktan oluşan Çin’i birleştirmiş. Dahası var: Parayı, ölçü birimlerini ve alfabeyi de tek tip yapmış. Anlayacağınız büyük adam! Daha yirmili yaşlarında, “Ölünce öbür dünyada beni kim koruyacak?” derdine düşmüş, ki her ana baba evladının kafasını kurcalayan bir sorudur bu:)

Arkeologlara göre, heykeltıraşlar, terra cotta’lara kendi yüzlerini yapmışlar.

2200 sene önce, 21 milyon nüfuslu Xian halkının 720.000’i, kralı ölümünden sonra koruması için terra cotta’dan bir ordu yapmaya başlamış. Ordu derken; biri diğerine benzemeyen generallerden, atlı arabalardan, askerlerden, okçulardan bahsediyoruz. Bu çalışma tam 38 yıl sürmüş! Bittiğinde de hükümdar ile beraber mezarına konmuş.

Hükümdar 50 yaşında ölünce, daha 4 yıl geçmeden, başarısız oğlu imparatorluğu çökertmiş. Eh, hazıra dağ dayanmaz. Aç ve yoksul köylüler mezarları kazmaya başlamışlar, ama neyse ki sadece askerleri bulabilmişler. Askerlerin ellerindeki gerçek silahları aldıktan sonra da, ahşap tavanı ateşe vermişler. İşte bugün arkeologlar, tek tek sabırla paramparça olan bu askerleri birleştiriyorlar. Müzede 1000 tanesi sergileniyor. Ve söylüyorum, gördüğünüz hiçbir şeye benzemiyor.

Gelelim dumpling (bir çeşit çin mantısı) konusuna. Hamur işi seviyorsanız, Xian tam sizin yeriniz ve “De Fa Chang Restoranı” bu konuda en iyisi. Kızartılmış, buharda pişirilmiş, sebzeli, etli, tatlı… bitmeyen bir dumpling şöleni yaşıyorsunuz.

Bir akşam da geleneksel Çin danslarını seyrettiğimiz Tang Dynasty Restoranı‘na gittik. Sıkılırsak ortasında kaçarız diye düşündüğümüz şov, baştan sona büyüledi. Maalesef ağzım açık seyretmekten fotoğraf çekmeyi unuttum.

Bir de cesur turistler için, Bei Yuan Men’deki sokak yemeklerini tavsiye edebilirim:)

Not: Buraya gitmişken, 144 numaralı eve uğramayı da ihmal etmeyin.

Buna gidilir!

18 Nis

Yoğunluktan hâlâ Şangay, Xian ve Hong Kong’u yazamadım, ama bugün mailbox’ıma düşen bir etkinlik; sıcak havaları, Tünel’i ve arkadaşlar ile yapılan programları hayal etmemi sağladı. 2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı Etkinlikleri vesilesiyle 18. İstanbul Tiyatro Festivali eğlenceli bir program sunuyor: Pekin Ejderha ve Aslan Sokak Gösterisi.

10 Mayıs Perşembe saat 18:00’de Tünel’de buluşalım…


The Lady from Shanghai

17 Nis

Elsa: “You need more than luck in Shanghai.”

The Lady from Shanghai (1947)

Turistlere en kaba davranan 10 ülke

16 Nis

1200 kişinin katıldığı Skyscanner‘ın anketine gözüm takıldı. Listede 34 ülke varmış ve bilin bakalım hangisi birinci olmuş? Fransa.

Türkiye’nin çok şükür yer almadığı listede, Çin 6. sırada. Çin’e yeni gitmiş biri olarak itiraf etmem gerekir ki, çok şaşırmadım. Ama bizim kabalık olarak algıladığımız davranışlar, mimikler belki de kültür ve lisan farklılıklarından kaynaklanıyordur.

Örneğin, Çinliler burunlarının içini sokak ortasına boşaltıyorlar. Bunu belli kelimeleri kullanmadan daha açıklayıcı nasıl yazarım bilemedim:) Geçenlerde Guardian’dan bir gazetecinin makalesinde okudum. Kendisi, Pekin’de bir yemekte bu durumun sebebini bir kadına sorduğunda; Çinlilerin, içinde tutacağına koy ver gitsin diye düşündüklerini dile getirmiş. Bir de demiş ki, Batılıların mendil kullanıp, sonra da onu gerisin geriye ceplerine koymaları daha iğrenç. Böyle söyleyince, mantıklı gelmiyor mu? 🙂

Çin gezimde fotoğraflarını çekmeme izin veren güler yüzlü insanlar…