Tag Archives: Downton Abbey

Olmuyor, olmuyor, olmuyor

30 Eki

Gene yazamadım. Ben iki işi aynı anda yapamayan kadınlardanım. Sanırım türümün de tek örneğiyim. Kadınların en gurur duydukları bu özellik, bir şekilde bana geçmemiş. Yani, aynı gün hem muazzam bir yemek hazırlayıp, hem yetiştirmem gereken işleri bitirip, hem kuaföre gidip, hem spor yapıp, hem bir arkadaşımın zor gününde ona destek olamıyorum. Birini seçip, onda ilerliyorum. Hepsini yapmayı denediğimde, panik atak, insomnia, güvensizlik, hipokondri baş gösteriyor ve pes edip tümden bırakıyorum.

Son zamanlarda gene başka bir işe konsantre olmuştum. Bugün ilk aşaması tamamlandı ve “Amanın blog!” diye vicdan yaptım. Bugünkü post kısa kısa…

  • Ya Dorian Gray gibi ruhumu satcam ya da Fransız kadınları gibi kendimi doğal yaşlanma sürecine bırakacağım. Kararsızım. Bu günlerde sanki her aynaya baktığımda yüzümde yeni bir çizgi çıkıyor. Yeni okudum, Retinol diye mucize bir şey varmış. Tek umudum sensin Retinol.
  • Deli gibi Newsroom seyrediyorum. Hâlâ başlamadıysanız, kaçırmayın!
  • Yeni eve taşınma sürecimiz tüm yavaşlığıyla devam ediyor. Duvar kâğıdı araştırmalarım sırasında, İstanbul’da bir tane bile farklı seçenekler sunan mağaza olmadığını fark ettim. Diğer yandan, bu siteye bayıldım. Sadece bakması bile keyifli, ama belki gün gelir sizin de ihtiyacınız olur.
  • Downton Abbey çılgınlığı başlasıııın. Yemek kitabı bile çıkmış. 8 bölümden oluşan akşam yemekleri hazırlamaya hazır mısınız?
  • Amerika’da seçim heyecanı sürerken, bakın ne muazzam işler çıkıyor.

Downton Abbey

26 Oca

Lady Rosamund Painswick – “There’s nothing like an English summer, is there?”

Lady Mary Crawley – “Except an English winter.”

Eğer oyuncuların hepsi bu kadar yetenekli olmasaydı, Julian Fellowes‘ın muhteşem diyalogları dizinin başarısı için yeterli kalmayabilirdi.

Crawley ailesinin yanı sıra; aşçısı, çırağı, uşağı, oda hizmetçisi, şoförü ile tüm kadro sizi koltuğunuza çivileyen performanslar sergiliyorlar. Aralarında geçen atışmaları, laf sokmaları, flörtleşmeleri kaçırmamak için cep telefonları kısılıyor, twit’ler duruyor, facebook’lar kapanıyor.

Vogue

Diğer yandan dizinin çekildiği mekân da adeta bir karakter. Çalışanların bütün o hırgüre, kıskançlığa, aşk acısına rağmen, tam bir ekip çalışması içinde şatonun düzenini sağlamalarını seyrediyorsunuz; şöminelerin yakılması, gümüşlerin parlatılması, yastıkların kabartılması, kahvaltı masasındaki her şeyin belli bir hizada ve düzende hazırlanması, çiçeklerin yerleştirilmesi, günde dört öğün yemek yapılması… Hele o kıyafetler, içimiz gidiyor. Keşke biz de her akşam kabarık eteklerimizi giyip, kumaş kaplı ayakkabılarımızı geçirip, saçlarımızı taratıp, süslenip püslenip akşam yemeğine otursak.

Dowager Countess of Grantham:

– “No one wants to kiss a girl in black.”

– “I hate Greek drama. You know, when everything happens off stage.”

Lady Mary Crawley – “Sybil is entitled to her opinions.”

Dowager Countess of Grantham – “No. She isn’t until she is married, then her husband will tell what her opinions are.”

Lady Cora Crawley – “No one ever tells you about raising daughters. You think it’ll be like Little Women, and instead they’re at each others’ throats.”

*Unutmadan yolunuz İngiltere’ye düşerse, dizinin çekildiği Highclere Şatosu‘nu gezmeniz mümkün.