Tag Archives: Life

40’ında aşık olmak

27 Eyl

Geçenlerde karşılaştığım bu fotoğrafı paylaşmak istedim. İki insan bu kadar mı cool olabilir… Temmuz ayında Vogue’da çıkan röportajları, senelerin ikisinden de hiçbir şey götürmediğini kanıtlıyor.

Kanat Atkaya’nın gazete yazısından yola çıkarak Richards’ın anılarını okumuştum: Life. Hâlâ okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim. Tüm kitabı ağzınız bir karış açık halde, kahkahalarla gülerek okuyacaksınız. En son Breaking Bad dizisinin senaristi ile yapılan bir röportajı seyrediyordum. Ünlülerden konuk oyuncu olarak diziye kimi isterdiniz sorusuna, “Hayalim Ketih Richards’ın gelmesi,” dedi. Eh, konuya cuk diye oturacağı garanti!

İşte Keith’in Patti ile ilişkileri başladıktan sonra not defterine yazdıkları. Dünkü yazımdan sonra, bu belki aşk meşk ilişkilerinde biraz daha umut verici olur 🙂

Incredibly I found a woman. A miracle! I’ve pussy at the snap of a finger but I’ve met a woman! Unbelievably she is the most beautiful (physically) specimen in the WORLD. But that ain’t it! It certainly helps but it’s her mind, her joy of life and (wonders) she thinks this buttered junkie is the guy she loves. I’m over the moon and peeing in my pants. She loves soul music and reggae, in fact everything. I make her tapes of music and almost as good as being with her. I send them like love letters. I’m kicking 40 and besotted.

Ulu orta öpüşmek

26 Eyl

Geçenlerde metroda bir çift gördüm, ikisi de farklı yönlere gitmeden önce birbirlerini ne kadar sevdiklerini ya da arzuladıklarını gösterme ihtiyacı duymuşlardı. Refleks olarak kafamı çevirdim. Kibarım ya… Ama bir yandan da kendimi bakmaktan alıkoyamadım. Acaba ne kadar süre için ayrılıyorlardı? 5 dk, 3 saat, 2 hafta, 4 ay, 7 yıl… İlişkinin hangi evresiydi? 5 dakika ise kesiiin cicim aylarıdır, kimse kimseyi kandırmasın. Belki de yasak aşk yaşıyorlardı.

Bizim ülkede, İngilizce’de PDA diye bilinen bu ulu orta sevgi gösterileri pek olmaz. Tabii insan işinden eve dönerken pat diye bir Fransız filmi ile karşılaşınca şaşırıyor. Seyirci olarak yapabilecekleriniz kısıtlı, ne de olsa interaktif bir film seyretmiyorsunuz 😉 Alternatifler: “Olan var, olmayan var” sendromu, “Biz niye hâlâ böyle değiliz” iç geçirmeleri, “Ay ne romantik!” edaları veya “Aile var” azarlamaları.

Elimde çekirdek onları seyrederken, aklıma bu tutku anını yansıtan ünlü fotoğraflar geldi. Tam 14 Ağustos 1945 günü, insanlar Times Meydanı’nda II. Dünya Savaşı’nın sona ermesini kutlarken, Alfred Eisenstaedt bu meşhur kareyi yakalamış: “Böyle bir günde ne yapsam sıyırırım,” düşüncesindeki bir denizci, yolda yürüyen bir kadını çekip pat diye öpmüş. Ve tabii ki tokadı yemiş! Bu da hikâyenin fotoğrafta olmayan kısmı.

Bir başka efsane fotoğrafın çekilmesinde, gene Life dergisinin payı büyük. Robert Doisneau, 1950 yılında derginin görevlendirmesi ile Paris’li aşıkları çekmek için yollara düşmüş ve Hôtel de Ville yakınlarında bu romantik öpüşme anını yakalamış.

Maalesef hikâyenin devamında, “ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar…” yok. Her şey 1993 yılında fotoğraftaki kadının gün yüzüne çıkıp, 18.000 dolarlık tazminat davası açmasıyla ortaya çıkmış. Mahkeme sonuçsuz kalmış, ama Robert Doisneau fotoğrafın kurgulandığını; kadını ve o zamanki erkek arkadaşını sokakta görüp, poz vermeleri için ikna ettiğini itiraf etmek zorunda kalmış. Şu fotoğrafa baktığınızda aklınızdan ne geçiyor? “Kadına ne oluyor? Yüzü bile gözükmüyor. Biri para alacaksa, bu adam olmalı. Karizmaya bak!” olabilir mi?

Sonuçta, herkese Paris’e gidip şapur şupur öpüşmeleri için ilham veren bu romantik çift 9 ay sonra ayrılmış.

Benim aklıma başka fotoğraf gelmiyor, ya sizin?